Morfiloyuncak’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “Başı açık fotoğraf çektirmek günah mıdır” konusunu sizin için araştırdık. Başı Açık Fotoğraf Çektirmek Günah Mıdır? Ankara’da Günlük Hayat Üzerinden Bir Bakış Ankara’da yaşayan, ekonomi okumuş ve gününün büyük kısmını veriyle, tablolarla, raporlarla geçiren biri olarak bazı soruların sadece “evet” ya da “hayır” ile cevaplanamayacak kadar katmanlı olduğunu daha çok fark ediyorum. “Başı açık fotoğraf çektirmek günah mıdır?” sorusu da tam olarak böyle bir mesele. Hem inançla hem de toplumsal yaşamla, hatta dijital çağın görünürlük kültürüyle iç içe geçmiş bir konu. Çocukluğumda aile büyüklerimizin fotoğraf albümlerini karıştırırken hissettiğim şeyle bugünkü Instagram akışı arasında…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Giriş: Kıtlık, seçimler ve bir fincan bitki çayı Günlük yaşamın sıradan görünen kararları, aslında kaynakların sınırlılığı üzerine kurulu büyük bir ekonomik sistemin küçük yansımalarıdır. Bir fincan bitki çayı içip içmemek ya da bunu günde kaç kez tekrarlamak, yalnızca bir alışkanlık değil; zaman, para, sağlık algısı ve alternatif kullanım alanları arasında yapılan sürekli bir seçimler zinciridir. Ekonomi perspektifinden bakıldığında mesele basit değildir: her tüketim kararı, başka bir tüketimden veya yatırımdan vazgeçiş anlamına gelir. Bu bağlamda bitki çayı tüketimi, hem mikro düzeyde bireysel tercihler hem de makro düzeyde arz-talep dengeleri açısından incelenebilir. Özellikle artan gıda enflasyonu ve değişken döviz kurları altında, küçük…
Yorum BırakBacakları açmak için ne yapmalı? Esneklik, disiplin ve kültürel bakış açısı Bugün “Bacakları açmak için ne yapmalı” konusunu daha yakından inceleyerek merak edilen detaylara değineceğiz. Bursa’da sabah işe giderken metroda ya da otobüste etrafa bakınca insanların çoğunda aynı tabloyu görüyorum: gün boyu masa başında oturmanın getirdiği bir tutukluk, omuzlar öne düşmüş, kalça ve bacaklar neredeyse “kilitlenmiş” gibi. Açık konuşmak gerekirse bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil. Avrupa’da da, Asya’da da benzer bir tablo var. Ama işin ilginç yanı şu: bazı kültürler esnekliği bir yaşam biçimi haline getirmişken, bazıları bunu ancak spor salonuna gidince hatırlıyor. İşte tam burada “Bacakları açmak için…
Yorum BırakGeçmişi anlamak, bugünün devlerini çözümlemenin en güvenilir yoludur; Amazon USA nerede sorusu bile yalnızca bir konum değil, küresel bir dönüşüm hikâyesinin kapısını aralar. Morfiloyuncak’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda Amazon USA nerede konusunu sade ve net bir dille anlatıyoruz. Başlangıç: Dijital çağın eşiğinde bir fikir (1994–1997) 1990’ların ortası, internetin henüz gündelik hayatın merkezine yerleşmediği bir dönemdi. Bu dönemde Jeff Bezos, küresel ölçekte ölçeklenebilir bir kitap satış modeli fikrini geliştirdi ve 1994’te Seattle’da bir garajda Amazon temellerini attı. Bu ilk dönem, tarih yazımında sıklıkla “dijital sınırların keşfi” olarak yorumlanır. Ekonomik tarihçi perspektifinden bakıldığında Amazon’un doğuşu, sanayi kapitalizminden veri kapitalizmine geçişin erken bir…
Yorum BırakGeçmişi anlamanın bugünü yorumlamadaki rolü ve Amazon palet satışları meselesine tarihsel bir bakış Geçmişi anlamak, yalnızca olup bitmiş olayları sıralamak değil; bugünün karmaşık ekonomik ilişkilerini görünür kılan uzun bir sürekliliği çözümlemektir. “Amazon palet satışı gerçek mi?” sorusu da tam bu noktada, modern dijital ticaretin yüzeyinde beliren bir iddia gibi görünse de aslında yüzyıllara yayılan fazla üretim, tasfiye ve yeniden dağıtım pratiklerinin güncel bir yansımasıdır. Artık değer ekonomisinin kökenleri: fazla üretim ve tasfiye geleneği Sanayi Devrimi ve stok fazlasının doğuşu 18. ve 19. yüzyıllarda Sanayi Devrimi ile birlikte üretim kapasitesi dramatik biçimde arttı. Fabrikalar yalnızca talebi karşılamak için değil, çoğu zaman…
Yorum Bırakİnsan, yaşadığı çağın yapısını anlamaya çalışırken çoğu zaman en basit görünen soruların aslında en karmaşık toplumsal katmanlara açıldığını fark eder. “Amazon hangi şehrindedir?” sorusu da ilk bakışta yalnızca coğrafi bir yanıt bekler gibi görünür. Ancak bu soru, günümüz kapitalizminin mekânla, emekle, teknolojiyle ve gündelik hayatla kurduğu ilişkiyi anlamak için bir başlangıç noktasıdır. Bir şirketin “nerede” olduğu, aslında onun nasıl bir dünya kurduğunu da anlatır. Amazon, merkezi olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde Seattle şehrinde doğmuş ve uzun yıllar boyunca bu şehirle özdeşleşmiş bir teknoloji ve e-ticaret şirketidir. Ancak günümüzde yalnızca tek bir şehirle sınırlandırılamayacak kadar yayılmış bir yapıya sahiptir. Seattle hâlâ önemli…
Yorum BırakAmasya’nın Geleneksel Oyunları ve Anlatının Dönüştürücü Gücü Kelimeler yalnızca seslerin yan yana gelişi değildir; bir kültürün belleğini taşıyan, zamanın içinden süzülüp gelen görünmez köprülerdir. Her anlatı, insan deneyiminin yeniden kurulduğu bir sahne, her sahne ise toplumsal hafızanın farklı bir yüzüdür. Amasya’nın geleneksel oyunları bu hafızanın en canlı katmanlarından birini oluşturur. Çünkü oyun, yalnızca çocukların koştuğu bir alan değil; aynı zamanda kültürün kendisini metne dönüştürdüğü, bedenin anlatıya dahil olduğu bir edebiyat formudur. Bu perspektiften bakıldığında Amasya’nın sokaklarında yankılanan her ses, bir romanın karakteri gibi davranır; her hareket, bir şiirin ritmine dönüşür. Geleneksel oyunlar, sözlü kültürün yazıya dönüşmeden önceki en saf anlatı…
Yorum BırakBir Sayının Ötesinde: “Amasya Merzifon nüfusu ne kadar?” Sorusunun Felsefi Katmanları Bir sabah düşüncesi gibi beliren basit bir soru: “Amasya Merzifon nüfusu ne kadar?” Bu soru ilk bakışta yalnızca istatistiksel bir cevaba ihtiyaç duyuyor gibi görünür; ancak sayıların ardında bir gerçeklik mi vardır, yoksa gerçeklik sayılara mı indirgenir? Bir kasabanın, bir ilçenin ya da bir topluluğun “kaç kişi olduğu” bilgisi, yalnızca bir hesaplama mıdır, yoksa varlığın kendisine dair daha derin bir iddianın ifadesi mi? Bu noktada soru yalnızca demografik değil; aynı zamanda etik, epistemolojik ve ontolojik bir düğüm haline gelir. Çünkü sayı, sadece bir sonuç değil; nasıl bildiğimizin, neyi var…
Yorum BırakDeğerli Morfiloyuncak okurları, bugün Alüminyumun mıknatıs tutar mı başlığını ayrıntılı şekilde açıyoruz. Giriş: Günlük bir sorunun açtığı daha geniş bir düşünme alanı Bazen en sıradan görünen sorular, insanın toplumu ve kendisini anlaması için beklenmedik bir kapı aralar. “Alüminyumun mıknatıs tutar mı?” gibi teknik bir soru, ilk bakışta yalnızca fizik derslerinin alanına aitmiş gibi görünür. Oysa bu tür sorular, maddelerin davranışını anlamaya çalışırken insan davranışını, toplumsal ilişkileri ve görünmeyen etkileşim ağlarını düşünmeye de davet eder. Bir insan, bir nesnenin neden mıknatısa tepki verip vermediğini anlamaya çalışırken aslında “çekim”, “direnç”, “uyum” ve “uyumsuzluk” gibi kavramlarla tanışır. Bu kavramlar yalnızca fiziksel dünyaya ait…
Yorum BırakÖngörüsel olma ne anlama gelir? Önce bir dürüstlük: Ben zaten her şeyi biraz fazla düşünüyorum İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Ve hayatımın büyük kısmı, olmayan şeyleri olmuş gibi düşünüp sonra da “bak zaten olacaktı” diyerek kendimi haklı çıkarmaya çalışmakla geçiyor. Buna dışarıdan bakınca bazıları “öngörüsel olma” diyor. Ben ise daha net söylüyorum: beynin boş durmaması sendromu. Ama işin akademik tarafına girersek, öngörüsel olma ne anlama gelir? sorusu aslında gelecekte olabilecek durumları sezebilme, tahmin edebilme ve buna göre zihinsel hazırlık yapma halidir. Yani bir nevi hayatın sana henüz göndermediği bildirimleri önceden okumaya çalışmak gibi. Mesela ben sabah evden çıkarken şunu düşünüyorum: “Bugün…
Yorum Bırak