İçeriğe geç

Atom niçin verilir ?

Atom Niçin Verilir?

Kayseri’nin o karanlık sokaklarından birinde yürürken, aklımda bir soru vardı: Atom niçin verilir? Basit bir soru gibi görünse de, içine girdiğim karmaşık düşünceler beni başka bir yere götürdü. Herkesin sorduğu ama doğru cevabı bulamadığı bir soru. İnsanlar genellikle cevabını bilebilseler de, bu sorunun ardındaki duyguları anlamadıkları için kendilerini hep eksik hissederler.

O sabah, gözlerim tam anlamıyla uyandığında, sabahın ilk ışıkları pencereye vurmuştu. Kayseri’nin o terkedilmiş, neredeyse sessiz havası… Baharın son günleriydi, ve sanki bu sonbahar Kayseri’nin çehresini de değiştirecek gibi hissediyordum. Gözlerim hüzünlüydü. Dün gece kaybettiğimiz birini hatırlıyordum. O kişinin adını bile hatırlayamıyordum ama kaybolmuş bir şey vardı ve o şeyin adı umuttu.

Bir Gün, Bir Atom

Her şey, sabah işe giderken okulun hemen ilerisinde gördüğüm bir küçük dükkânla başladı. Dükkanın vitrini, bir zamanlar annemin meyve aldığı tezgâhı andırıyordu; ancak bu dükkânda yalnızca bir şişe madde vardı. Elimi cebime attım ve parmaklarımda kalan son bozuk parayı hissettim. Ama bir türlü parayı çıkarıp vermek, o atomu almak istemedim. Yine de orada durmam gerektiğini hissettim.

Dükkanın içindeki adam, bana doğru bir bakış attı. Kıyafetleri eskiydi, ama içinde bir şeyler taşıyor gibiydi. Bunu daha önce pek çok kez hissetmiştim. Bazen birinin gözlerindeki derinlik, o insanın yaşadığı dünyayı bir anda açığa çıkarıyordu. İşte o adamın gözlerinde de öyle bir şey vardı; bana doğru baktı, gözleriyle beni gördü.

“O atomu al, kaybetme” dedi adam, birdenbire.

Öyle demişti çünkü onun içinde bir anlam vardı. Ben o an ne düşündüğümü bilemedim. Kayseri’nin o terkedilmiş sokaklarında her şeyin anlamını kaybettiği gibi, bu atom da anlamını kaybetmişti. Ama yine de almak istedim. Çünkü bazen kaybolan bir şeyin peşinden gitmek zorundayız.

Kaybolan Bir Umut

Bir kaç saat önce, günün ilk saatlerinde kendimi daha güçlü hissetmiştim. Ne olduysa, atomun etkisinden sonra oldu. Bazen insan hayatına öylesine anlamlar yükler ki, onlar bir noktada yok olup giderler. Her şeyin anlamını kaybetmesiyle bir boşluğa düşersiniz. O boşlukta aradığınız bir şey vardır; işte o şey bu atomdu. Herkesin ne olduğunu bilmediği ama içinde küçük bir mucize barındıran bir şey.

Sabahki kararımın üzerinden zaman geçtikçe, bu küçük atomla bir şeyin değişeceğine inanmak istedim. Belki de atomun ardında kaybolan bir umut vardı, kim bilir? Bir umut ki insanı ileriye taşıyabilirdi. İnsan bir yerlerde, bir şeylerin içinde umut arar. O atom, kaybolan bir zamanın parçasıydı. Bu atomu almak, kaybolan zamanın içinde bir yere sahipse, ona ulaşmak demekti.

Bir Fırsatın Sınırları

Beni içeri çağıran adamın sesi hala kulaklarımda çınlıyordu: “Atomu almak, bir fırsat yakalamak gibidir. Zamanla bu fırsatın nasıl bir güce dönüşeceğini anlayacaksınız.”

Bir yanda içimdeki boşluk, diğer yanda bu adamın söyledikleri vardı. İkisini bir arada tutmaya çalışıyordum. Ya bu atom bir fırsatsa? Ya her şeyin ötesindeki anlamıydı? Gerçekten atomu almam gerekmişti. O atomu almadığımda bir şeyler kaybedecektim, ama neyi?

Benim için her şey bir fırsattı. Bir anlam taşıyan, bir umut barındıran bir fırsat. Çünkü bazen kaybolan şeyleri bulabilmek için küçük adımlar atmak gerekir. Atom gibi bir şey, çok küçük olsa da, içindeki gücüyle bambaşka dünyalar yaratabilir. İnsan bazen dünyasının sadece bir parçasını kaybettiğini sanır, ama o kaybolan parça da tam da gereken şeydir.

Atomun Ardında Kaybolan Zaman

Bu atomun içindeki anlamı daha iyi hissetmeye başladım. O kadar da basit değildi; bir atom aslında ne kadar çok şeyi simgeliyor olabilir? Ama insanın sahip olduğu anlık korkuları, onun içindeki kaybolan zamanla birleştiğinde, gerçek yüzünü görüyordum. Atom, kaybolan zamanın içinde gizlenmiş bir şeydi. Onu alarak kaybolmuş zamanı geri getirmeye çalışıyordum.

O günü düşündüm. Atomun verilişi, bana başka bir dünyayı hatırlatıyordu. Birisiyle konuşurken söyledikleri, kaybolan zamanın içinde birer parça haline gelmişti. “Bir atom verilir, çünkü kaybolan bir şeyi geri getirmek ister insan,” diye düşündüm. Ne kadar anlam yüklü bir şeydi. O atomu aldığımda, kaybolan zamanın izini sürebilirdim.

Umudun Yeniden Doğuşu

Kayseri’nin gündüz ışığında her şeyin daha farklı olduğunu fark ettim. Atom, içimde çok farklı duygular uyandırmıştı. O an, kaybolan her şeyin yeniden var olabileceğini hissettim. Küçük bir atom, aslında insanların umutlarını tekrar oluşturmasına vesile olabilirdi. İşte bu yüzden atom verilirdi: Her kaybolan şeyin ardında, o şeyin yeniden doğuşu vardı. Atom, içindeki enerjiyi hepimize taşırdı.

Gün boyu hissettiklerimi düşündüm. O atom, bana umudu, kaybolan zamanın anlamını ve her şeyin yeniden doğuşunu hatırlattı. Belki de atomların ardında böyle bir şey vardı. Her kaybolan şeyin bir yerden yeniden doğuşu ve bir umudun var olma arzusuydu. Kayseri’nin o terkedilmiş sokakları, şimdi bana çok daha farklı görünüyordu. Atomları veriliyordu çünkü bir şeyin kaybolduğunda, geriye sadece umut kalıyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fancycat.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet