Karşılaştırmanın açıklaması nedir?
Bunu ilk kez kendime sorduğumda Kayseri’de, küçük odamın penceresinden dışarı bakıyordum. Odam dediğim de öyle büyük bir yer değil; bir yatak, bir masa, bir sandalye… Ama o zamanlar bana koca bir dünya gibi geliyordu. İçimde sürekli aynı cümle dönüp duruyordu: “Karşılaştırmanın açıklaması nedir?”
Aslında basit bir soru gibi görünüyordu ama benim içimde açtığı yer çok daha büyüktü. Çünkü o günlerde hayatımın her alanında bir karşılaştırmanın tam ortasında kalmıştım.
İki hayatın arasında sıkıştığım gün
Üniversiteyi yeni bitirmiştim. Arkadaşlarımdan biri çok iyi bir işe girmişti, diğeri yurt dışına gitmişti. Ben ise Kayseri’de kalmış, geçici bir işte çalışmaya başlamıştım. Herkes bir yerlere savrulurken ben sanki aynı noktada sayıyordum.
Bir akşam günlüklerimi karıştırırken kendime şunu yazmışım:
“Ben neden hep başkalarıyla kendimi karşılaştırıyorum?”
İşte o an fark ettim, karşılaştırma dediğimiz şey sadece matematikte değil, hayatın her yerinde vardı. Ve en çok da içimizi yoruyordu.
Karşılaştırmanın açıklaması nedir, gerçekten ne demekti?
Bunu o gün anlamaya çalışırken aslında şunu fark ettim: Karşılaştırma, iki şeyi yan yana koyup aralarındaki benzerliği ya da farkı görmeye çalışmaktı.
Ama mesele sadece bu tanım değildi.
Asıl mesele şuydu:
Neyi neden karşılaştırıyoruz?
Kendimizi kiminle yan yana koyuyoruz?
Ve bundan ne hissediyoruz?
Ben o dönem genelde kendimi eksik hissettiğim insanlarla karşılaştırıyordum. Bu da içimde küçük bir kırılma yaratıyordu.
Bir kahve dükkanında başlayan hikâye
Yine bir Morfiloyuncak içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Karşılaştırmanın açıklaması nedir”.
Bir gün Kayseri’de bir kafede oturuyordum. Kayseri soğuktu, camlar buğulanmıştı. Dışarıda insanlar hızlı hızlı yürüyordu. İçeride ise zaman yavaş gibiydi.
Yan masada iki eski arkadaş vardı. Konuşmalarını istemeden duydum.
“Senin iş nasıl gidiyor?”
“İyi… seninki?”
“Eh işte, idare ediyoruz.”
Ama ses tonlarında bir şey vardı. Sadece merak değil, bir kıyaslama da vardı. Kim daha iyi, kim daha hızlı ilerlemiş, kim geride kalmış…
O an içimden şunu düşündüm:
“İnsanlar konuşurken bile aslında sürekli karşılaştırma yapıyor.”
Ve o soruyu tekrar sordum: Karşılaştırmanın açıklaması nedir?
Kendi hayatımda ilk büyük karşılaştırma
Benim en sert karşılaştırmam üniversite sonrası olmuştu. Bir arkadaşım mühendislik alanında çok iyi bir şirkette işe girmişti. Ben ise geçici bir işte çalışıyordum.
Ona sevindiğimi söylüyordum ama içimde başka bir şey vardı. Bunu kendime bile itiraf etmek zordu: hayal kırıklığı.
Sürekli şunu düşünüyordum:
“Ben nerede hata yaptım?”
“O neden ilerledi de ben yerimde sayıyorum?”
İşte karşılaştırma tam olarak böyle başlıyordu. Sessiz bir kıyas. Görünmeyen bir yarış.
Kendimle yüzleştiğim an
Bir gece defterimi açtım ve uzun uzun yazdım. Şunu fark ettim:
Aslında ben o arkadaşımı değil, kendi hayalimdeki “ben”i karşılaştırıyordum. Ve gerçek hayat, hayallerimle aynı hızda gitmiyordu.
Bu fark beni hem üzdü hem rahatlattı.
Çünkü ilk kez şunu kabul ettim:
“Ben geride değilim, sadece farklı bir yoldayım.”
Karşılaştırma bazen umut da verir
İlginçtir, karşılaştırma her zaman kötü bir şey değildir. Bunu zamanla öğrendim.
Bir gün eski bir arkadaşımın hayatına baktım. Çok çalışmış, çok emek vermişti. Onu görünce içimde bir kıskançlık değil, bir umut doğdu.
Dedim ki:
“Demek ki ben de yapabilirim.”
İşte burada karşılaştırma farklı bir şeye dönüştü. Bu kez beni aşağı çekmedi, yukarı itti.
Motivasyonun sessiz hali
Bazen birinin başarısı, sana kendi yolunu hatırlatır. Ama burada kritik nokta şu:
Kendini ezmeden bakmak
Kendi değerini unutmamak
Başkasının hayatını kendi ölçün yapmamak
Ben bunu yavaş yavaş öğrendim. Kolay olmadı ama içimde bir şey değişti.
Günlük hayatın içinde karşılaştırma
Aslında karşılaştırma sadece büyük hayat kararlarında değil, küçük anlarda da var.
Mesela:
Birinin daha güzel evi
Birinin daha iyi telefonu
Birinin daha mutlu görünen hayatı
Sosyal medyada gezerken bile bunu fark etmemek imkânsız hale geliyor. Ama en tehlikelisi şu: çoğu zaman sadece “görüneni” karşılaştırıyoruz.
Oysa kimsenin iç dünyasını görmüyoruz.
Görünmeyen taraf
Bir gün bir arkadaşım bana şunu söyledi:
“Benim hayatım dışarıdan güzel görünüyor ama içeride çok yoruluyorum.”
Bu cümle bende bir şey kırdı. Çünkü o zamana kadar hep dışarıyı kıyaslamıştım. İçeriyi hiç düşünmemiştim.
Karşılaştırmanın psikolojik yükü
Zamanla fark ettim ki sürekli karşılaştırma yapmak insanın içini yoran bir şey. Çünkü sürekli bir eksiklik hissi yaratıyor.
Daha iyisi var
Daha hızlısı var
Daha başarılısı var
Bu düşünce bitmiyor.
Bir noktadan sonra insan kendi hayatını yaşamayı unutuyor.
Kendimi geri çektiğim dönem
Bir süre sosyal ortamlardan uzaklaştım. Kayseri’nin sessiz sokaklarında yürüdüm. Kendi düşüncelerimle baş başa kaldım.
O yürüyüşlerde şunu fark ettim:
“Ben başkalarının hayatını izlerken kendi hayatımı kaçırıyorum.”
Bu cümle içimde uzun süre kaldı.
Karşılaştırmanın açıklaması nedir, şimdi ne anlıyorum?
Bugün geriye dönüp baktığımda bu soruya verdiğim cevap değişti.
Karşılaştırma:
İki şeyi yan yana koymak
Benzerlik ve farkları görmek
Ama en çok da kendini anlamaya çalışmak
Artık şunu biliyorum: karşılaştırma kaçınılmaz. Ama nasıl yaptığın her şeyi değiştiriyor.
Sağlıklı karşılaştırma
Eğer karşılaştırma:
Sana ilham veriyorsa
Seni büyütüyorsa
Seni daha iyiye yönlendiriyorsa
o zaman bir sorun yok.
Ama eğer:
Kendini değersiz hissettiriyorsa
Sürekli eksik his yaratıyorsa
o zaman orada durmak gerekiyor.
Son bir gece düşüncesi
Sitemizden Önerilen: Kalça eklem daralması nedir ?
Geçen gece yine defterimi açtım. Uzun zamandır yazmadığım şeyleri yazdım. Dışarıda Kayseri’nin soğuğu vardı, içeride ise sessizlik.
Şunu yazmışım:
“Artık kendimi başkalarının hızına göre ölçmek istemiyorum.”
O an içimde garip bir rahatlama hissettim. Ne büyük bir zaferdi ne de dramatik bir değişim… Ama benim için önemliydi.
Çünkü ilk kez karşılaştırmayı bir yarış değil, bir farkındalık olarak görüyordum.
Ve belki de en doğru cevap buydu:
Karşılaştırmanın açıklaması nedir?
Bazen kendini bulma çabasıdır.