Kıdeminiz Ne Demek?
Hayatımda birkaç şey var ki, her birinin bana verdiği ders ve bana kattığı şeyler bambaşka. Ama bir şey var ki, her zaman kafamı karıştırdı: kıdem. Ne demekti bu? Hem korkutucu hem de gurur verici bir kelimeydi. Ve işte, o anı hatırlıyorum… İşte kıdemin ne demek olduğunu anlamaya başladım.
O İlk Gün
Bir sabah, Kayseri’deki ofisimde, ilk kez bir toplantıya katıldım. Ben yeni başlamıştım, herkesin gözleri üzerimdeydi. Büyük bir heyecan vardı içimde. Aslında daha çok bir tür korku, bir yandan da geleceğe dair umutlarım vardı. Kendimi kanıtlama, yeni bir şeyler öğrenme arzusuyla doluydum. Ama bu arzu, bir tedirginlik ve belirsizlikle karışıyordu.
O gün, biraz tedirgin ama çok hevesliydim. Diğer çalışanlar deneyimlerinin verdiği rahatlıkla konuşuyorlar, ama ben bir yanda notlarımı gözden geçiriyor, diğer yanda ise bir yandan da içimde “Beni ciddiye alacaklar mı?” sorusuyla kıvranıyordum.
İçimdeki kaygıyı dışarıya vurmadan, sessizce dinlemeye çalıştım. O sırada bir şey fark ettim. Herkes, o çok bilinen kelimeyi kullanıyordu: “Kıdemli”. Birinin kıdemli olmasına ne kadar da hayranlık duyuyordum! O kelimeyi kullanarak birine hitap etmeye başladıklarında, birden aralarındaki mesafenin ne kadar arttığını gördüm. O kadar kıymetli, o kadar güven veren bir kelimeydi ki… “Kıdemli” olmak, o kadar farklı bir şeydi ki. Peki ya ben? Kıdemli olabilmek için daha ne kadar çalışmam gerekecekti?
İlk Hayal Kırıklığım
O toplantıda, en üst düzeydeki yönetici birden herkesin dikkatini çekerek, “Şimdi, kıdemliler arasında nasıl bir işbirliği yapabiliriz?” diye sordu. Herkes bir şekilde cevaplar vermeye başlamıştı. Benim ise içimde büyük bir boşluk vardı. Hayal kırıklığı, korku ve biraz da kıskanma karışımı bir duygu beni sarmıştı. Kıdemli olabilmek için yıllar mı geçmesi gerekirdi? Ben daha burada, sıradan bir çalışan olarak, herkesin söylediklerine bakıyor, dilim tutulmuş bir şekilde kafa sallıyordum.
İçimden, “Ben ne zaman kıdemli olacağım? Ne zaman bu güveni, bu saygıyı göreceğim?” diye düşündüm. Kıdemli olmanın, aslında sadece birkaç yıl deneyimden fazlası olduğunu anlamaya başladım. Bu, bir tür ruh haline bürünmekti. O insanlar, sadece bir süre değil, bir süre boyunca sabırla, hatalar yaparak, öğrenerek geldikleri bir noktada, sonunda o kelimenin ağırlığını taşıyorlardı. Bu, bir anlamda zamanla biriktirilen bir güven ve saygıydı.
Ama, kıdemli olmak sadece bunu istemekle ya da sadece yıllarca çalışmakla olmuyordu. O kadar kolay değildi.
Kıdemin Gerçek Anlamı
Bir gün, biraz daha kendime güvenerek, bir soruyu toplantıya yönelttim. Kendimi cesaretlendirmiştim, ama aynı zamanda hala biraz gergindim. O anda, üst düzey bir yönetici yanıma geldi ve “Bu konuda gerçekten farklı bir bakış açısına sahipsin. Fikirlerin çok değerli,” dedi. O an, tüm kıdemli olanların aslında sadece zamanla değil, aynı zamanda kendilerini göstererek bu noktaya geldiklerini fark ettim.
İşte o an kıdemin ne demek olduğunu hissettim. Kıdemli olmak, sadece deneyimle değil, aynı zamanda risk alabilme, cesurca fikirler paylaşabilme ve kendi değerini bilme meselesiydi. Kendini göstermek, bazen hata yapmayı göze almak ve her durumda öğrenmeye açık olmak… Kıdem, bir yanda güven ve saygıyı kazanmaksa, diğer yanda da her gün kendini bir adım daha ileriye taşıma kararlılığıydı.
Kıdem, sadece yıllar içinde biriken tecrübelerle değil, duygusal zekânın da bir yansımasıydı. Kıdemli olmak, insanları anlamak, empati kurmak ve gerektiğinde liderlik yapabilmekti. Birçok hatadan öğrenip, onları tekrar etmemekti. Bazen sadece “Kıdemliyim” diyebilmek değil, insanlara gerçekten değer katabilmekti.
Umut ve Gelecek
O günden sonra kıdem kelimesi benim için farklı bir anlam kazandı. Artık sadece bir unvan ya da başkalarının gözünde bir yer edinme aracı değil, her gün daha iyi olmak için bir motivasyon kaynağıydı. Kıdem, bir tür gelişim yolculuğuydu ve ben bu yolculukta yeni adımlar atmaya hazırdım.
O an fark ettim ki, kıdemli olmak sadece yaşla, deneyimle ya da yıllarla ölçülmüyordu. Kıdem, her gün içinde biraz daha büyüyen, biraz daha cesaret bulan, biraz daha kendini bilen bir insanın yolculuğuydu. Ve ben, o yolculuğa başladım.
İçimdeki duygularla, belirsizlikle ve hayal kırıklığıyla baş başa kalmak, aslında kıdemin anlamını daha derinlemesine öğrenmeme yardımcı olmuştu. Kıdemli olmanın, sabır ve kararlılık gerektiren bir süreç olduğunu kabul etmek, bana hayatı daha farklı bir açıdan görme fırsatı sundu. Çünkü kıdem, zamanın değil, kişisel bir gelişimin ödülüydü.